T C. İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ HASTANE VE SAĞLIK KURULUŞLARINDA YÖNETİM BİLİM DALI YÜKSEK LİSANS TEZİ PDF Ücretsiz indirin

T C. İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ HASTANE VE SAĞLIK KURULUŞLARINDA YÖNETİM BİLİM DALI YÜKSEK LİSANS TEZİ PDF Ücretsiz indirin

Bundan önceki konuşmacı arkadaşlarımız, vakıflarla ilgili çok güzel şeyler söylediler. Vakıf, bir insanın kendisine ait menkul veya gayrimenkulü, yine kendi rızasıyla, Allah rızasına kavuşması için insanların hizmetine sunma hadisesidir. Ecdadımız, bu konuda dünyaya emsal teşkil edecek vakıflar kurmuştur; kuşa vakıf kuran bir medeniyetin çocuklarıyız. Çöp ve çevreyle ilgili olarak, Fatih Sultan Mehmet, bundan 500 yıl önce, çevre vakfını kurmuştur; ama, cumhuriyetin kurduğu Çevre Bakanlığı 5 yaşındadır. Bu sebeple, Vakıflar Genel Müdürlüğünün bugüne kadar olan hizmetlerinin inkârı mümkün değildir; bugüne kadar yaptığı olumlu hizmetlerinden birisi de, vakıf öğrenci yurtlarının devredilmesidir, bu hayırlı bir hizmet olmuştur. Sayın Genel Müdürümüzü, buradan, ayrıca bu konudaki gayretlerinden dolayı tebrik ediyor, teşekkür ediyorum. DSP GRUBU ADINA ALİ ARABACI (Bursa) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Danıştay bütçesi üzerinde, Demokratik Sol Partinin görüşlerini açıklamak üzere söz almış bulunuyorum; şahsım ve Grubum adına hepinize saygılar sunuyorum. Nitekim, İstanbul’un olimpiyat adaylığının arkasındaki gerekçe de budur.

Türkiye, eğer, yıllarca istikrarsızlık içinde olmasaydı, Bağımsız Devletler Topluluğu, Moskova’nın çevresinde değil, bizim etrafımızda toplanırdı. Ankara, bu mahareti göstermeli ve bu hazinelerden istifade etmelidir. Avrupa Birliği üyeliği, herhangi bir şarta bağlı olmadan gerçekleşmesi gereken önemli bir hedefti; ama, Helsinki Başkanlık Sonuç Belgesini soğukkanlılıkla incelediğimizde, düşündürücü bazı hususları görmemek mümkün değildir. Önümüzde, şimdi, çok daha zorlu, çok daha zahmetli günler bizi bekliyor. Bütün bu olumsuzlukları çözümleyecek çabayı şimdiden başlatmak bir zaruret halini almıştır. Türkiye’nin, doğu ile batıyı birleştirmesindeki başarısı, bu coğrafyayı göz önüne alınca daha da önem kazanmaktadır. Öyleyse, Türkiye, bu yönüyle rol oynayacağı, damgasını vuracağı bu yeni çağa, çok iyi hazırlanmalıdır. Umumi Hıfzıssıhha Kanunu, millî parklar, av yaban hayatı, tabiat varlıkları gibi diğer kanun ve tüzüklerin adaptasyonunun yapılması, hizmet ikilemlerinin düzeltilmesi, çevrenin gerçek sorumlusunun Çevre Bakanlığı olduğunun bir an önce belirlenmesi, kuruluş ve teşkilat yasasıyla da tescil edilmesi gerekmektedir. Benden önce, Çevre Bakanlığıyla ilgili konuşan sayın milletvekillerimiz, çevre konusunu çok iyi ortaya koydular; kendilerini kutluyorum. Bulunduğu dalda -hiç hakkını yemiyelim- en güzel ve en duygulu sesiyle “ben de isterim” şarkısını söylemek yerine, ülkemiz gerçekleri doğru kavranarak, doğru çözümler için gücümüzün yettiğince çalışmanın tam zamanıdır diye düşünüyorum. Kendisine en çok sahip çıkarak alkışlayanların kimler olduğunu gördüğünde, hiç farkında olmadan bindiği dalı kesmekte olduğunu, sanırım, kendileri de anlamışlardır. Elbette ki, gönlümüzün istediklerini evrensel ölçülerde, en sınırsız biçimde, akademik platformlarda dile getirerek, bilinç ufuklarımızı genişletmeye, bilimsel mantığı olan hiç kimsenin itirazı olamaz.

Bu amaçla modern tarım kentlerinin kurulması, bölgede ziraat mühendisi, veteriner ve çevre mühendislerinin çiftçiye danışmanlık hizmeti vermesi sağlanarak, toprak kirlenmesi önlenmelidir. Bütün bunların neticesinde, bu ulus üstü ve ulus ötesi kuruluşlar, iktisadî, siyasî ve kültürel yönleri bulunan “küreselleşme” adında bir değerler sistemi ortaya çıkarmıştır. Bu değerler sistemi, adı geçen aktörler tarafından, bütün dünyaya, bütün dinî ve millî kültürel değerlerle birlikte, millî hukukun üstünde genel kabul gören ilkelermiş gibi sunulmaktadır. Bu sunuşta belirtilen organizasyonların yüksek teknolojiyle rafine bilgi üretme kabiliyet ve kapasitelerinin de büyük rolü vardır. Bilgi ve ileri teknoloji, önümüzdeki yüzyılda güçlerarası mücadelenin kaderini belirleyecek en önemli unsurdur. Ayrıca, belli güçler tarafından, küreselleşme, araç olarak kullanılarak, millî devletler içinde alt kültürlere önem vermek yoluyla etnisite önplana çıkarılmaktadır; bu durum ulus devlet modelini tehdit etmektedir. Bunun sebebi, mahallî mahkemelerimiz ile temyiz mahkemeleri arasında, üst derece mahkemeler arasında bir istinaf mahkemelerinin şimdiye kadar olmayışıdır. Bizim duyduğumuza göre, Adalet Bakanlığımızda istinaf mahkemelerinin kurulmasına ilişkin çalışmalar yapılıyor. Bu çalışmaların sonuç vermesi halinde, Yargıtayımızın yükünün daha da hafifleyeceğini ve Yargıtayın -sadece içtihat mahkemesi olarak- hukuk dünyamıza yol gösteren, uygulayıcılarımıza yol gösteren bir mahkeme olacağını tahmin ediyorum.

Yine, Efes Pilsen Basketbol Takımının Koraç Kupasını alışı, voleybol bayanlarda Eczacıbaşı’nın başarılarını unutmamız mümkün değildir. Gümrük birimlerinin sayısı ile, verilen hizmet miktarının doğru orantılı olmadığı görülür. Türk gümrüklerinin sayısal azaltımının yanında, yetişmiş insan gücüyle donanımlı ve etkin gümrük idaresi yapısı, yıllardır hedeflenmiştir. İşlevsiz ve işlemsiz gümrüklerin kapatılmasıyla, devlet, bu yerlerdeki kira giderlerinden kurtulduğu gibi, gizli işsizlik de ortadan kalkacaktır. Kapatılan gümrüklerde yapılması zarurî dışticaret işlemleri de, en yetkin gümrük idaresinde yapılacaktır. Şimdi esas mesele, bu süre zarfında konunun eğitiminin en iyi şekilde yapılması ve personelin eğitimiyle gümrüklerde egemen olan anlayışın değiştirilmesidir. Konuşmama başlamadan önce, Sayın Bıçakçıoğlu’nun konuşmasına bir saptama yapmak istiyorum. Bugün, fındıkta olduğu gibi, pamukta, ayçiçeğinde, üzümde, incirde ve zeytinde de ödemelerde sıkınıtı vardır. Bu ürünler, devlet desteğinde değildir, 1994 yılında devlet desteğinden çıkarılmıştır; dolayısıyla, tarım satış kooperatifleri de çıkarılmıştır.

Avrupa Birliği Komisyon Başkanı Prodi, bugün açıklamasında, Türkiye ile müzakereler yirmi yıldan önce görünmüyor\. Ücretsiz dönüşlerle favori slot oyunlarını riske atmadan oyna. rokubet\… Çevre Bakanlığının görevlerinden olan hayvanlar ve doğal hayatı korumayla ilgili Millî Parklar ve Av Yaban Hayatı Genel Müdürlüğü, Orman Bakanlığının emrinde örgütlenmiştir. Yine, Kültür Bakanlığı, doğal güzellikler ve doğal SİT alanlarının koruma ve kontrolünü üstlenmiştir. Çevre için yapılması gereken planlamalar ve acil durum planlarının Çevre Bakanlığınca yapılıp icra edilmesi bakımından, bu kurumlarla koordinasyon içerisinde çalışılması gerekmektedir. Değerli milletvekilleri, Türkiye kara yüzeyinin yüzde 85’i erozyonla karşı karşıyadır; durum vahimdir. Bir sonraki kuşağa çölleşmiş bir Türkiye bırakmak istemiyorsak, doğal su kaynaklarımızı gerektiği gibi denetlemeli, ülke çapında ağaç dikme kampanyaları düzenlemeli, ağaçlandırmayı bir ulusal politika olarak benimsemeliyiz. Sonuç olarak, başkent Ankara’da dolduğu gibi, birçok il ve ilçenin de kovasında çevre payı bırakılmamış, buraların da kovaları dolmuş, taşmıştır. İzmit Körfezine bakalım, aynı; İzmir Körfezine bakalım, aynı; İstanbul’a bakalım, aynı; birçok il ve ilçemiz aynı durumdadır.

Çevre Kanununda da bu bütünselliği sağlamakla mükellef olduğumuzu düşünüyorum. Bunların Türkiye’nin çıkarına en iyi şekilde nasıl yapılacağının ve hangi kurum çerçevesinde yapılacağının, son derece hoşgörü ve yalnız ve yalnız ülke çıkarları içinde ele alınması gerektiği kanaatindeyim. Sayın milletvekilleri, ecdadımızın bizlere bıraktığı eşsiz eserleri, gayeleri doğrultusunda kullanmalıyız. İşgale uğramış ve meşru olmayan hizmetlerde kullanılan vakıf gayrimenkullerimizi kurtarmak, onları gelecek nesillere ulaştırmak, vakıf anlayışının topluma mal edilmesinin ve vakıf ruhunun canlandırılmasını sağlamak, hepimizin tarihî sorumluluğudur. Vakıflar, geçmişte, yerel ve merkezî idarenin birçok görevini yüklenerek, devlet kaynaklarını geliştirici bir rol de üstlenmişlerdir. Prof. Dr. Ömer Lütfi Barkan’ın araştırmalarına göre, Osmanlı Devletinin bütçesinin yüzde 30’unu vakıflar karşılıyordu. Vakıflarımız, bizim, hayatı nasıl anladığımızın, insanlara hizmeti nasıl götürdüğümüzün referanslarıdır. Günümüz dünyasında, insan hakları, insana saygı, demokrasi adına pek çok şey söylenmekte, bu söylenenlerin çok önemli bir kısmı da, maalesef, lafta kalmaktadır. Ecdadımız, bu düşünceleri hayata geçirmiş, vakıflar adı altında müesseseleştirmiştir. Konuşma metnimiz, daha önce sizlere dağıtıldı; ancak, ben, yine de, gençliğe ve spora ilişkin hizmet ve çalışmalardan kısaca söz etmek istiyorum.

Bu bağlamda, gerek Azerbaycan-Ermenistan ihtilafında gerek Gürcistan’ın iç meselelerinde daha aktif bir tutum içine girmek suretiyle, sorunlara çözüm bulunmasına katkıda bulunmak yerinde olacaktır. Bu kısa süre içerisinde bütün konulara temas etmek mümkün değil; ancak, bazı önemli saydığım hususlara temas etmek istiyorum izninizle. Çeçenistan konusunda bütün milletimizin ne kadar duyarlı olduğu bilinmektedir. Buna rağmen, zamanlaması son derece sakıncalı olan bir Rusya ziyareti sırasında “Çeçenistan, Rusya’nın iç işidir” diyerek, pek çok kısıtlamaları beraberinde getiren bir anlaşmaya imza konulmuştur. Kaldı ki, hükümet, böylesine önemli bir olaydan sonra, Millet Meclisini aydınlatmakla yükümlüdür. Ne var ki, ne Çeçenistan olayında ne Avrupa Birliği adaylığı konusunda, ülkenin en yüce makamı olması icap eden bu Meclise net ve tatminkâr bir izah veya cevap verilmemiştir.

  • Bu arada, Avrupa Birliğinin, Türkiye’ye, üyelik için şart koştuğu Kıbrıs ve Ege ihtilafları için önerilen çözümler de, Türkiye’nin, millî mesele olarak bu iki konudaki ulusal tezleriyle uyuşmamaktadır.
  • Şunu kesin olarak kavramalıyız ki, yargı bağımsızlığı ve yargıç güvencesi, ne yargı ne de yargıç için istenen bir ayrıcalıktır.
  • Kaldı ki, hükümet, böylesine önemli bir olaydan sonra, Millet Meclisini aydınlatmakla yükümlüdür.
  • Türkiye Büyük Millet Meclisi çatısı altındaki bütün arkadaşlarımızın da, bu inancı yürekten taşıdıklarını zannediyorum.

Aslında, bu anlayış bile, vakıflara, dolayısıyla, sivil kuruluşlara nasıl bakıldığının en güzel örneğidir. Yeni bir yüzyıla girerken, Avrupa Birliğine adaylığımızın söz konusu olduğu bugünlerde, devletimiz, vatandaşına, artık, kuşkuyla bakmaktan vazgeçmeli, vatandaşına güvenmelidir; vatandaşının örgütlenmesine yardımcı olmalı, örgütlenmeyi engellememelidir. Bilinmelidir ki, bir toplum kendi arasında örgütlenemezse eğer, o toplum demokratikleşemez. Bütün ülkeler, komünist ülkeler, Rusya dahil olmak üzere, sınırlarını dünyaya açarken, bizim, sınırlarımızın, özellikle, GAP Bölgesinde çok önemli olan bu sınır bölgemizin, bu ihracat kapısının, bu nefes alma borusunun tıkalı durması, Türkiye ve Bakanlığımıza yakışacak bir hadise değildir; mutlaka bunun açılması gerekir. Bu konuda da, Bakanımız, bugüne kadar bize çok büyük destek vermiştir; huzurlarınızda kendisine teşekkür ediyorum. Çağdaş eğitimin üç temeli olan bilgi, spor ve sanattan son ikisi mevcut eğitim sistemimizde, henüz, maalesef, istenilen etkinlikte yer almamaktadır. Sporun, boş zamanların değerlendirildiği bir uğraş değil, bizatihî bir eğitim olduğu gerçeği henüz toplumumuza mal edilememiştir. Üniversitelere girişte, batıda örneklerini gördüğümüz başarılı sporculara mutlaka burs imkânı tanınmalı ve bu sporcular üniversitelerce desteklenmelidir. Sporun gelişiminde, görsel medyaya, özellikle de TRT’ye büyük görev düşmektedir.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir